HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HALK SAĞLIĞI ANABİLİM DALI GEÇMİŞ DÖNEM BAŞKANI (1983–1992)
PROF. DR. SEVİNÇ NEJAT ORAL’ IN (1925–2006)
ÖLÜMÜ NEDENİYLE DÜZENLENEN TÖRENDE MESLEKTAŞI PROF. DR. AYŞE AKIN’ IN YAPTIĞI KONUŞMA
(Hacettepe Üniversitesi Kültür Merkezi M Salonu)

22 Haziran 2006, Ankara


 
Sevinç Hocamızın Sevgili Ailesi,
Sevgili Hacettepeliler,
Bütün Sevenleri,

Sevinç Hocamızı kaybedeli 3 gün oluyor. Hacettepe olarak acımız çok büyük çünkü Sn. Prof. Dr. Sevinç Oral Hacettepe’nin Hacettepe olmasında çok emeği geçenlerden, deyim yerinde ise Hacettepe’nin temel taşlarından, ya da temeline harç koyanlardandı. Sn. Oral, Hacettepe’ de sadece binlerce öğrenci, asistan yetiştirmedi, Hacettepe’nin yönetimine gelen pek çok hocanın da, ya hocası ya baş asistanı oldu. Herkes ondan çok şeyler öğrendi, hem de hiç hissetmeden.

O iyi bir eş, şefkatli bir ağabey, sevecen bir baba, sevimli bir büyükbaba idi. Bizlerden öncekilerin Sevinç Ağabeysi, bizlerin ise Sevinç Hocamızdı.

Ben sizlere “bir İstanbul beyefendisi” olan Prof. Dr. Sevinç Oral’ ı anlatacağım. Bu çok kolay değil. Bazı insanların  sayfalar dolusu  yazılmış özgeçmişleri vardır,( yayınları, araştırmaları vs.) okursunuz, kolaydır onları anlatmak….. Sevinç Hocamızın da elimde yazılı bir cv si var ben onu da sizlere özet olarak sunacağım ama eminim onun sözcüklere dökülemeyen bizim zihnimizde yazılı olan CV’ si çok daha kalın. Evet, biraz yazılı CV’ sinden sözedeyim.

“İstanbul beyefendisi” idi derken Sn. Oral gerçekten de 1925 yılında İstanbul’da doğmuştu. İstanbul Pentevniyal Lisesi’nden sonra, 1948 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur.
Sn. Oral çocuk hekimi olmayı belli ki her şeyden çok istemişti, askerlik görevi ve daha sonra Devlet Demir Yolları’ndaki “kısım hekimi” olmasından sonra Sağlık Bakanlığının açtığı imtihanda, “Göğüs Hastalıkları ihtisasını” kazanmasına rağmen, ihtisasa başlamamış tekrar imtihana girerek çocuk ihtisasını kazanmıştır. İşte bu dönemde her zaman “can arkadaşım” dediği Sn. Dr. Abdullah Kenanoğlu Hacettepe’ye girdiği için Sevinç Hocayı da ikna etmiş ve kendisinin ileriki yıllarda hep saygı ile andığı Sn. İhsan Doğramacı ile tanıştırmış. Kendi deyimi ile Sn. Oral, Mayıs 1955’te Hacettepeli olmuştur.

1958 yılında Hacettepe Çocuk Kliniği’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlığını almış. Bu dönemdeki çalışmalarını anlattığı bir yazısında “O zaman hacettepe’de park yerindeki bahçıvan kulübesinde çalışıyorduk”.diye bahsetmektedir.
 Kendisinin de her zaman dile getirdiği şekliye “İhsan (Doğramacı) Hoca’nın öneri ve desteğiyle” 1962 yılında gittiği Harward School of Public Health’te aldığı yüksek lisans derecesi onu biz Halk Sağlığı camiasına kazandırmış,
1963 yılında  Halk Sağlığı Uzmanlığını almıştır.
Sn. Oral, 1962-1965 yılları arasında Diyarbakır’da, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Köy Sağlığı Enstitüsü Sorumlu Yöneticisi olarak çalıştı, öyle sanıyoruz ki Istanbul Ankara ve Boston dan sonra “Diyarbakır / Bismil deki çalışmaları en fazla etkilendiği, başarılı çalışmalarından oldu. 1966- 1971 yılları arasında artık Sn.Oral Doçent olarak HÜ Tıp Fakültesi Çocuk Kliniği ve Toplum Hekimliği Öğretim Üyesidir. Bu dönemde  kendisinin “Etimesgut EA Bölgesinin” kuruluşunda ve geliştirilmesindeki yoğun katkılarını görüyoruz.
Sn Oral 1971 yılında Prof. olarak Toplum Hekimliği Bölümünün öğretim üyesi olup, daha sonra  Çubuk EA Bölgesinin kurulmasında ve çalışmaların içerisinde olmuştur.
1975-1978 yılları arasında hocamızı Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Kurucu Dekanı olarak görüyoruz.
Yurt içinde olduğu kadar uluslararası alanda da birçok proje ve araştırmada görev alan Sn. Oral, 1960- 1974 yılları arasında, Tulane Universitesi, Harvard School of PH, Michigan Universitesi, Virginia Universitesinde   çalışmalar yapmıştır.
Sn. Oral,  / hocamız  Nusret Fişeğin 1983 yılında  emekli olmasından sonra  HÜ.Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD Başkanı oldu ve emekli olduğu 1992 yılına dek bu görevini sürdürdü. Anabilim Dalı Başkanlığı döneminde sakin, birleştirici,ve destekleyici idi , götürdüğünüz bir talep karşısında  “Sakin ol hallederiz der”, çok nadiren hayır derdi, orada da doğrudan hayır demez, “dur bakalım”, “bir düşünelim”, “Münevver’le bir konuşalım!”...der,
eğer gerçekten de kesin olarak sizin bir isteğinize hayır dedi ise arkasından onu irdeler ve mutlaka tekrar sizi arayıp gönlünüzü alır ya da hayır’ı evet yapardı.

  Yaşamın kendisini çok zorladığı zamanlarda da Sevinç Bey gücünü mesleğinden, o güne kadar ortaya koyduğu ürünler kadar ileriye yönelik planlarından yapmak istediklerinden  aldı. Planlı , inançlı, gelişi güzel yaşamayan bir büyüğümüzdü.
Çok güçlü idi, çok sevdiği eşi Gülay Hanımı kaybettikten sonra  geçirdiği kalp ameliyatı ve o dönemdeki yaşam direnci hepimizi hayran bırakmıştı. Kuşkusuz, yaşamında, güç aldığı çok değerli insanlar vardı, Sevgili ailesi, kardeşi, halen mühendis olan oğulları Murat ve Levent, Torunları; Berkan,Emre, Ege ve Efe…..hocamıza her  zaman güç verdiler  ve yaşam sevinci oldular.
Sevgili Sevinç Hocamızı tanıtmanın kolay olmadığını, onun kelimeleri aşan bir derinliğinin olduğunu başlangıçta belirtmiştim.
Tanıtmamı, bazı bölüm mensuplarımızın sn. Oral ile ilgili bir kaç cümlesi ile bitirmek istiyorum:

Bizler yalnızca yaşamını bilime, ailesine ve ülkesine adamış bir hekimi değil, aynı zamanda değerli bir büyüğümüzü, çok büyük desteğimizi, yeri doldurulması güç bir insanı kaybetmenin üzüntüsünü, acısını yaşıyoruz. Hala inanamıyoruz……..
Sözcüklerin yetersiz kaldığı bir yerdeyiz. Sn. Ailesine ve siz bütün sevenlerine Baş sağlığı diliyoruz,    Sevinç Hocayı hiç unutmayacağız ve sevmeye hep devam edeceğiz………

Saygılarımla

Prof. Dr. Ayşe AKIN, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi (Ankara, 22 Haziran 2006)